Powered By Blogger

''Eskiden kamyonu şuraya kadar sürer ve hoş geldin ile karşılanırdık.”

''1950 yılında, enstitüye malzeme getiren bir kamyoncunun sözlerini, Fay Kirby kayıt altına almış. O sözler her şeyi gün gibi açıklıyor aslında: “Eskiden kamyonu şuraya kadar sürer ve hoş geldin ile karşılanırdık.”
Sonra Demokrat Parti döneminde aynı yere, aynı malzemeyi getiren kamyoncu bakın ne diyor rüyamda: “Şimdi bize sanki mikroplu imişiz gibi muamele ediyorlar. İçeriye girme müsaadesi gelmesi için saatlerce bekletiliyoruz. Sanki saklanacak bir şeyleri varmış gibi…”
Enstitülerde, spor, müzik çalışmaları, bireysel çalışmalar, yazın ve sahne etkinlikleri, öğleden sonra ile akşam yemeği arasındaki kümelerin tartışmalı okuma toplantıları arasında yapılırdı.
Bu ”küme” toplantıları, alışagelmiş “ders çalışma” etkinliğinden çok farklıydı. Burada önemli bir yapıt yüksek sesle okunur, tartışılır, sorular sorulur, günün konuları üzerinde düşünce alış verişi yapılırdı. Sana bir örnek vereyim, o zaman bu ‘ara zamanın’ nasıl kıymetli bir zaman dilimi olduğunu daha rahat anlayacaksın. Örneğin, rüyamda bir futbol maçı yaptık arkadaşlarla. Ne de kibar, ne de asil bir oyunculukları var, bir görsen… Göbekli öğretmenlerimiz hızlı koşamadığından, onlara yol vermelerinden belli değil mi? Bu bir spor diyor hepsi, ihtiraslarla boğmak yakışır mı bize? Eğleniyoruz işte!… Gerçi neredeyse enstitülü erkeklerin hepsi güreşmeyi analarından doğduklarından beri tek spor dalı olarak bilseler de; futbol, sonra sonra voleybol, dağcılık, yüzme gibi spor dallarında da oldukça iyilerdi.
Ben sana enterasan bir futbol hikâyesinden söz etmek istiyorum. Bir enstitüde, başarılı oldukları için futbol oynamalarının yasak edildiğini söylesem sana? Şaşırdın mı? Peki bunun nedeni neydi dersin? Enstitü futbol takımında neredeyse hiçbirinin futbola uygun ayakkabısı olmadığı için, şehirlerin yarı profesyonel ya da kasaba futbol takımlarıyla yaptıklara maçlara, benim köylü arkadaşlarım yalın ayak çıkıp, onlara dünyanın kaç bucak olduğunu göstermesinler mi? Her maçta hem de… Ne demek? Ne demek bu bir düşünsene, yalın ayak köylü çocuklarla maça çıkıyorsun, senin her bir şeyin eksiksiz ama köylüler o halde seni her maçta yenip herkese madara ediyorlar. Olacak iş mi bu! Zamanla zamanla, hiçbir futbol takımı, enstitülü futbolcularla maça çıkmayı kabul etmediğinden ve bunun da çevre ilişkilerini zedeleyeceğinden… enstitü yönetimi futbol takımını dağıtmış. İşe bak sen! Ya da bu işe bakma sen… Bak dinle, daha fenasını söyleyeyim sana. Deniz kenarında olup da, yüzmeyi bilmeyenleri teşvik eden bazı enstitü direktörleri, boğazından ayak bileğine kadar kapalı olduğu halde kız öğrencileri denize sokup, yüzme öğrettiği için afaroz edilmişti zamanında. Yaaaa!''.
.
Hayrettin Filiz.

Hiç yorum yok: