Powered By Blogger

Erkeklerin % 76.7 si, kadınların % 91.8 'i okur yazar değildi.



Köy Enstitüsünün açılmasını mecbur kılan, zamanın Türkiye’sinin sosyal yapısına göz atmak gerek. 1935 verilerine göre 16 milyon nüfusumuzun 12 milyonu köylerde yaşıyor. Bu kütle, ilkel bir şekilde tarımla uğraşıyor. Köy ve toprak ağaların emrinde, onlara bağımlı şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. 40 bin köyün 35 000 inde okul ve öğretmen yok. 1 700 000 çocuktan sadece 300 000 i okula gidebiliyordu. Bunlardan sadece binde biri bir üst kademedeki okullara devam edebiliyordu. Geri kalan çocuklar ise ailelerine yardımcı oluyor, zamanla da okuduklarını unutuyorlardı.
Yüzdeye vurduğumuzda, erkeklerin % 76.7 si, kadınların % 91.8 'i okur yazar değildi. Mevcut öğretmenlerin %78 'i kentlerde çalışıyor. % 22 si de okulu olan 4-5 bin köyde çalışmaktadır. Şehirlere alışkın olan öğretmenler, uyum sağlayamama nedeniyle köylere gitmeyi düşünmezlerdi. Tıpki bugünkü gibi, doğuya gitmeyi arzulamayanlar gibi.. İlkel de olsa, üretim araçları ağaların elindeydi.. Köye, çiftliğe, mezraya herhangi bir doktor , hemşire, ebe gitmezdi. Hastalar, üfürükçülerin, muskacıların, ermişler gözü ile bakılan kişilerin eline bırakılırlardı.
Ülkenin bu durumu, Atatürk ilke ve inkılaplarına, Cumhuriyete ve halk felsefesine uymuyordu. Çare arayan MEB, Saffet Arıkan ve İsmail Tonguç’un uğraş ve 3 yıllık denemeleri sonunda Köy Enstitüleri kuruSavaştepe Köy Enstitüsü ile ilgili görsel sonuculdu..Savaştepe Köy Enstitüsü ile ilgili görsel sonucu

Hiç yorum yok: