Powered By Blogger

“Uygulanmayan bilgi, boş ve gereksiz bilgidir. Bilmek demek, yapmak demektir.”İ.H.TONGUÇ

İSMAİL HAKKI TONGUÇ VE KÖY ENSTİTÜLERİ
Ülkemizde ve dünyada öğretmenlik, okul ve eğitim yöneticiliği ve yazarlığından çok, Köy Enstitüleri’nin kurucusu ve yaşatıcısı olarak tanınan bir kişi oldu. 1930’larda özellikle köy çocuklarının ilköğretimden geçirilmesi gibi önemli bir sorun, hâlâ etkili bir çözüm bekliyordu. Köylerimizin yüzde 80’i okuldan ve öğretmenden yoksundu. Var olanların sayısı da istifa gibi nedenlerle daha da azalıyordu. Oysa köye eğitimi götürmedikçe Atatürk devrimlerini kentin ötesine geçirmek olanaksızdı. Köye dayanmayan hiçbir örgüt ya da hareket verimli sonuç alamazdı. Tonguç, İlköğretim Genel Müdürü olarak, kısa bir sürede 40-50 bin öğretmen yetiştirebilecek bir plan yaptı. Bu planın uygulanmasıyla 20 Köy Enstitüsü kuruldu. Tonguç, Pestalozzi, Kerschensteiner ve Dewey gibi ünlü eğitimcilerden derinden etkilenmiş, onlar gibi iş eğitiminin önemine inanmıştı. Ona göre
“Uygulanmayan bilgi, boş ve gereksiz bilgidir. Bilmek demek, yapmak demektir.”
O nedenle kurduğu köy enstitülerinde eğitim, işe, beceriye, üretime dayandırıldı. Derslerin yarısı genel konulara, yarısı da tarım ve teknik öğretim uygulamalarına ayrıldı. Enstitülerde yetişen öğretmenler, köye bilginin yanı sıra becerilerle de donatılmış olarak dönüyor; köyün her açıdan kalkınmasına önderlik ve rehberlik ediyorlardı. Öğretmen köyde örnek tarım ve hayvancılık yapıyor, kooperatif açıyor, demircilik, yapıcılık, dülgerlik atelyeleri açarak bunları köylüye öğretiyordu. Bu niteliği ile köy enstitüleri gerçekte birer iş okuluydu; köy gençlerini iş içinde iş yaparak iş için eğitmek üzere kurulmuştu. Devletin güçsüz, karanlığın yaygın olduğu; önemli dünya ve yurt olaylarının yaşandığı 1940’lı yıllarda çok kısa sürede, ulusal bütçeye fazla yük olmadan 20 köy enstitüsünün; bir de Yüksek Köy Enstitüsü’nün kurulması, o yılların kahramanlık öyküsü, görkemli bir eğitim savaşımıdır. Tarihimizde ilk kez köylerimiz, kendi öğretmenleri yanında sağlık memuruna ve ebeye kavuşacaktı. Bilgisizliğin karanlığı dağıtılacak, köy insanı sağlığına kavuşacak ve her yönden canlanacaktı. Bu amaçla Tonguç, okul yöneticileri ve öğretmenleriyle ve karşılaşılan sorunlarla ayrı ayrı ilgileniyor ve birlikte çözüm arıyordu. İsmail Hakkı Tonguç’un bu başarısında,
“İlköğretim davası, insan olma, millet olma davasıdır.”
diyen, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile onu sonuna dek destekleyen Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in payı elbette büyüktür. Dünyanın hayranlıkla izlediği bu özgün eğitim deneyimi, ülkemizde 1945’ten sonraki siyasal gelişmelerden yararlanan çıkarcı çevrelerce, önce Tonguç görevden alınarak; Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayırılarak kısa sürede sona erdirilmiştir. 17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı yasayla kurulan köy enstütüleri, 1947’de yapılan değişikliklerle özünü yitirmiş; 1953-1954 öğretim yılında da İlköğretmen okuluna dönüştürülerek tümüyle kapatılmıştır. Öyle de bu çağdaş eğitim hareketi Türk eğitim sistemini, işi ve üretkenliği sokarak; devleti ilk kez köye götürmeyi başararak; tarihte ilk kez kız ve erkek köy çocuklarına ilköğretimden sonraki eğitim kurumlarının kapılaranı açarak izi silinemeyecek güçlü bir etkide bulunmuştur. Bu kurumlar, köylerimiz için 17373 öğretmen, 1248 sağlık memuru yetiştirmiştir.
Başlıca eserleri: Köyde Eğitim, 1938; Canlandırılacak Köy, 1939; Köy Enstitülerimizde Eğitim Öğretim İlkeleri, 1943; İlköğretim Kavramı,1946.
.

Hiç yorum yok: